Yine karanlık bir güne uyandık

Türkiye, demokrasi tarihinde yeniden karanlık bir güne uyandı. Alışkanlık haline getirilen yeni bir şafak operasyonu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’yla birlikte aralarında gazetecilerin de olduğu 105 kişi gözaltına alındı. Gözaltıları gizlemek, toplumsal tepkiyi azaltmak için yine halkın haber alma hakkı kısıtlandı. Sabah saatlerinde X, Instagram, YouTube, TikTok, Facebook ve WhatsApp’ta erişim sorunları…

14 basın meslek örgütünün 10 Ocak mesajı: Dayanışmayı büyütüyoruz

10 Ocak’ı dayanışma ile karşılıyoruz İş kanunumuzun kabulünün yıl dönümünü bayram gibi kutlayabilmek amacıyla taleplerimiz için dayanışmamızı büyüteceğiz. Türkiye’de emek yoğun ve sömürünün en görünmez olduğu mesleklerin başında gazetecilik gelmektedir.  Ülkemizde yıllardır gazetecilerin haklarını gerileten düzenlemeler yapılmakta, medya tam anlamıyla kontrol altına alınarak bağımsız gazetecilik yapılmasının önüne engeller konmakta, güvencesiz ve patronun iki dudağı arasında…

Gazeteciler sesleniyor: Artık yeter! Siyasetçiler bizi canımızla ve işimizle tehdit etmesin!

Kamuoyunun yakından takip ettiği her olayda gazeteciler, haber kaynaklarından aldıkları bilgiyi evrensel gazetecilik ilkeleri çerçevesinde doğrulayıp, değerlendirip, haber, yorum veya analiz olarak okurlarına sunarlar. Tüm dünyada geçerli olan bu süreç maalesef Türkiye’de son zamanlarda otosansürle yani gazetecinin bilgi aktarırken kendisini sansürlemesiyle sonuçlanıyor. Bunun sonucunda da kamuoyunun doğru bilgiye erişimi engelleniyor, toplumun kendi kararlarını özgürce oluşturabileceği…

Bugünün sansür memurlarını dayanışma ile yeneceğiz

Bundan 116 yıl önce, bu ülkede yayımlanan tüm gazeteler önce sansür memurlarının okumasından geçer ve ancak onlar tarafından uygun bulunursa basıma gönderilirdi. Sansür, 2. Abdülhamid’in İstibdat Döneminin alameti farikalarından biriydi. Meşrutiyetin ilan edildiği 24 Temmuz 1908 günü, gazeteciler sansür memurlarını kapıdan sokmayarak gazeteleri doğrudan baskıya gönderdiler. O günden sonra da sansür memurları bir daha gazeteleri…

Gelenek sürüyor, gazeteciler yeni zaferlere yürüyor

“Simidimiz ve hürriyetimiz için…” 10 Ocak 1961’de Gazeteciler Sendikası’nın Cağaloğlu’ndaki merkezinden Vilayet binasına yürüyen meslektaşlarımızdan birinin pankartında böyle yazıyordu. Bu yürüyüşle gazetecilere ek hak ve güvenceler sağlayan 212 sayılı yasayı kaldırtmak için uğraşan gazete patronları protesto ediliyordu. Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah gazetesi sahiplerinin 3 gün gazete yayımlamama…

Sansür yasasının iptali için mücadeleyi sürdüreceğiz

Sansüre boyun eğmeyeceğimizi, yasalaşmış olsa da bu düzenlemenin iptal edilmesi için gereken tüm mücadeleyi sürdüreceğimizi ilân ediyoruz. Susmayacağız. Yazmaya, konuşmaya, gerçekleri topluma ulaştırmaya devam edeceğiz. Dezenformasyon Yasası olarak bilinen Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin görüşmeleri TBMM Genel Kurulu’nda tüm itirazlarımıza rağmen hükûmet oylarıyla yasalaştı. Türkiye’nin seçim sürecine girdiği bir dönemde,…

Sansür yasasına hayır!

“Dezenformasyonla mücadeleyi” değil sansürü artırmak üzere hazırlandığı anlaşılan kanun teklifi, 2022 boyunca yaptığımız tüm itirazlara rağmen, yasama yılı başlar başlamaz meclis gündemine geliyor. Türkiye seçime giderken, “dezenformasyonla mücadele” adı altında ısrarla gündeme getirilen ancak gazeteciliğe baskıdan ve medyayı cezalandırmaktan başka amacı olmayan bu teklifin geri çekilmesini istiyoruz. Basın meslek örgütlerine sorulmadan, iktidar tarafından tek taraflı…

Kuleli: Amaç dezenformasyonu değil fikir özgürlüğünü bitirmek

AK Parti ve MHP’nin “dezenformasyon ve yalan haber” ile mücadele gerekçesiyle TBMM’ye sunduğu yasa değişikliğine Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ) Başkan Yardımcısı Mustafa Kuleli sert tepki gösterdi. Brüksel’deki EFJ Yönetim Kurulu toplantısı öncesi teklif için “sansür yasası” ifadesini kullanan Kuleli, “Amaçları dezenformasyonu değil gerçek haberciliği ve fikir özgürlüğünü bitirmek” dedi. “Dezenformasyon” ve “niyet” tanımları muğlak olan…

Danıştay Savcısı sansür genelgesinin iptalini istedi

Danıştay Savcılığı, polis şiddetini görüntülemeyi yasaklayan EGM genelgesinin iptalini istedi. Kolluğun görüntü ve ses kaydının alınmasını yasaklayan Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 27.04.2021 tarih ve 2021/19 sayılı genelgesi hakkında, Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak dava açmıştık. Tüm yurttaş ve gazetecileri hedef alarak basın ve ifade özgürlüğüne müdahale niteliği taşıyan genelgenin dayandığı gerekçe, polisin özel hayatının gizliliği ve kişisel…

Gazetecileri ve gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz

Halkın haber alma hakkının polis kalkanlarıyla engellendiği, basın ve ifade özgürlüğünün parmaklıklar arkasına atıldığı ve demokrasimizin yok edilmek istendiği bir süreci yaşıyoruz. Ekonomik krizin içinde seçim sath-ı mâiline girdiğimiz bu günlerde iktidar, gazeteciler haberdar etmesin, halk habersiz kalsın istiyor. Diyarbakır’da meslektaşlarımızın tutuklanması ile başlayan süreç hemen her hafta onlarca gazetecinin şiddete uğradığı, gözaltına alındığı, fişlendiği…

10 Ocak Mücadele Eden Gazeteciler Günü

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne yine birçok sorunla giriyoruz. Medya sektöründe işsizliğin yüzde 35’i geçtiği, adil bir ücret ve insanca çalışma koşullarından mahrum bırakıldığımız, haberlerimiz nedeniyle sansüre uğradığımız ya da otosansüre zorlandığımız, resmî basın kartına erişime engellerin devam ettiği, 34 meslektaşımızın cezaevlerinde tutulduğu, RTÜK ve BİK aracılığıyla eleştirel medya kuruluşlarının cezalandırıldığı, sendikasız-güvencesiz çalışmanın yüzde 90…

TGS Basın Özgürlüğü Raporu (2019-2020)

2020 Türkiye’sinde gazeteciler kalemlerini özgürce kullanamıyor. Son 10 yılda medya çalışanları üzerindeki baskının sadece parmaklıkların ardıyla sınırlı olmadığını, medya sahipliğinin yandaşlaştırıldığını, davalar ile gazetecilerin yıldırılmak istendiğini, medya çalışanlarına fizikî saldırılarla gözdağı verildiğini herkes biliyor. Gazeteciler özgürlüğünü yitirirken toplumumuz haber alma hakkını, ülkemiz de demokrasisini kaybediyor.  1 Nisan 2019 – 1 Nisan 2020 döneminde, medya özgürlüğüne…

Gazeteciler biat etmeyecek

Gazeteciler yaptıkları haberler nedeniyle yine soruşturmalara uğruyor, yayınlar durduruluyor, cezaevi tehditleri havada uçuşuyor. Suçumuz, haberlerimizle kamuoyunu aydınlatmak. Güç odaklarının, iktidarların ya da belli bir zümrenin değil tüm toplumun çıkarını savunmak: • Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Kanal İstanbul güzergâhında arazi almasıyla ilgili iddiaları haberleştiren Cumhuriyet muhabiri Hazal Ocak hakkında iki ayrı iddianame hazırlandı. İki…

24 Temmuz Basın Bayramı’nı kutlamıyoruz

Sansürün kaldırılışının 111. yıldönümünde sansüre daha fazla maruz kaldığımız bir dönemden geçiyoruz. Osmanlı’nın son döneminde, gazeteler sansür memurlarının kontrolünden geçtikten sonra yayımlanıyordu. 24 Temmuz 1908 tarihinde İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra bu uygulamaya son verildi. Türkiye basın tarihinde bu olay “sansürün kaldırılması” olarak adlandırıldı ve Basın Bayramı olarak kutlandı. 111 yıl sonra bugün: -134 gazeteci cezaevinde…

Yayın yasaklarını kabul etmiyoruz

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde yapımı devam eden yol inşaatında yaşanan iş cinayeti hepimizi derinden üzmüştür. Son yıllarda artış gösteren iş cinayetleri güvencesiz çalışmanın sonuçlarından biridir. Böylesi üzücü bir olayın hemen arkasından daha işçiler enkazın altından çıkarılmamışken yayın yasağı getirilmesi, hele de bunun gazetecilik mesleğinin aşağılanarak yapılmasını reddediyoruz. Hakimlerin, savcıların görevi gazeteciye nasıl haber yapacağını öğretmek değil…

Sansür kaldırılmadı gazetecilik hedefte

Bugün 24 Temmuz, yani sansürün kaldırılışının 110. yıl dönümü. 1908’de II. Meşrutiyetin ilân edildiği günün gecesinde gazeteciler sansür memurlarını “Basın hürdür, sansür yasaktır” diyerek geri çevirmişti. Sansür, işte böyle fiilen kaldırılmıştı. Sansürün kaldırılmasını bir süre bayram olarak kutlayan meslektaşlarımız, 12 Mart 1971 darbesiyle matbuat üzerindeki baskı artınca ‘bayram’ sözcüğünü kullanmamaya başladı. Şimdi soruyoruz: Türkiye’de sansür…

Özgür bir medya için mücadeleden vazgeçmeyeceğiz

Türkiye halkı 24 Haziran’da sandık başına gidip vatandaşlık görevini yerine getirdi. Kamuoyu farklı kaynaklardan özgürce bilgilenemediği için seçim sürecinin demokratik ve adil olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak seçim sonuçları meşrudur ve herkesin saygı göstermesi gerekir. Önümüzdeki süreçte, seçim döneminde artan kutuplaşmanın ve yaygınlaşan ötekileştirici dilin son bulması en büyük temennimizdir. Sürmekte olan anti-demokratik ‘Olağanüstü Hâl’…

Afrin paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan gazeteciler serbest bırakılsın

Gazeteciler Sibel Hürtaş, Hayri Demir, İshak Karakaş ve Nurcan Baysal’ın sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınmasını kabul etmiyor, meslektaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz. Unutulmamalıdır ki basın yönetenlere değil, yönetilenlere hizmet etmek için vardır. Medyanın görevi hükümet politikalarının halkın çıkarına olup olmadığını denetlemektir. ‘Millî mutabakat’ cenderesiyle farklı görüşleri susturmaya çalışmak totaliter yönetimlerin taktiğidir. Gazeteci; başta barış, demokrasi…